16 Kasım 2019 Cumartesi

MUCİZE 3 – İPLER VE DEĞNEKLER \ AHMET BAYDAR


MUCİZE 3 – İPLER VE DEĞNEKLER \ AHMET BAYDAR
N. Fazıl bir şiirinde, “Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!” diye seslenir. Sakarya bir ırmaktır ve ırmaklar da ayağa kalkamaz. Ancak Şair burada, Sakarya ile özdeşleştirdiği Anadolu gençliğine seslenmektedir. Bunu, onun dünya görüşünden, gündeminden ve eserindeki söz akışından anlayabiliyoruz.
Acaba değnek kıssasında; bir toplumu esarette tutma görevi bulunan büyücülerin, bıraktıklarında hareketli görünen ipleri ve değnekleri nelerdir? Yine, onlara ilahi yasaları tebliğ etmek için gönderilen elçinin bırakınca hareketlenen değneğinden anlaşılması gereken nedir?
Değnek kıssasında, büyücülerin “ipler”i diye tercüme edilen “hibâl” sözcüğü, sebep ve vasıta gibi uzanan şeyleri anlamlandırır. İp de sebep ve vasıta gibi; özgür kimseye uzanarak onu bağlayan, çaresiz kalan kimseye uzanarak onu kurtaran şeydir.
Kayıtları şifreli olan Tevrat`ta şöyle denir: “Üzerine iki tür iple dokunmuş elbise giyme!” . Sözün, ilahi yasaların uygulanmasının istendiği bağlamda söylenmiş olmasına bakılırsa, iki tür ip, kaynakları farklı olan yasalardır. Kur’an’da, gökten insanlara indirilen kurtarıcı yasaya ip (habl) demiştir:
“Tutunun Allah’ın ipine topunuz bir.”
İp, avcıların elinde tuzak olur. Nitekim ipe düşmüş aslan kaçamaz. Bazı toplumların kendi başlarına bağımsız hareket edemeyişleri, onlarla diğer toplumlar arasında uzanmış bağlar (ahitler) dir. Bu nedenle mecaz olarak, iki kabile arasındaki ahit, eman ve misaka ip (habl) denmiştir. Kur’an’da da toplumsal sözleşme ve ahit için “hablün mine`n-Nâs” tabir edilmiştir.
Üzerinde durulması gereken bundan daha önemli bir husus ise, kıssada geçen “değnek” ve “değnek bırakmak” anlamındaki sözcük ve deyimlerin sakladığı tarihî ve lisanî çağrışımlardır.

Değnek anlamındaki “asâ”, güdülenleri bir araya getirme, onları yönlendirme aracıdır. Nitekim kadim sözlüklerde, arkadaşlığı iyi ve siyaseti güzel olan kimse; “değneği yumuşak” diye nitelenmiştir. 

“Değneğini ehlinden kaldırma!” demek de, ehlini terbiye etmeyi ve bir araya getirmeyi ihmal etme demektir. Bu nedenle yönetilenlere bile mecaz olarak değnek (asâ) denmiştir.

Bırakmak anlamı verilen “l-k-y” kökünün de ilk anlamı ulaştırmaktır. Söz iletmeye “ilkâu kelime” denir. Türkçedeki telakkî ve mülâkât kelimeleri de bu köktendir. Kur’an üslubunda ise daha çok vahyi ulaştırmayı anlamlandırır.

Kıssanın anlamını tayin açısından, “Değnek bırakmak” deyimi daha da manidardır. Bir yolcu yürümeye başladığında, değneğini omzuna kaldırdı, varacağı yere ulaşıp oraya yerleşince de değneğini bıraktı denir.
Bu durumda değnek, temsili bir üslupta, ipsiz sapsız bir toplumu yönetecek olan yasa, “değnek bırakmak” ise, görev yerine varıp yasayı onlara ulaştırmak demek olur. Toplum mesajla bütünleştiğinde ise, artık o değneğin kendisi olacaktır. Nitekim bu değneğin kıssada anlatılan fonksiyonları da varılan sonucu doğrulamaktadır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder