MUCİZE 3 – İPLER VE DEĞNEKLER \ AHMET BAYDAR
N. Fazıl bir şiirinde, “Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk
Sakarya!” diye seslenir. Sakarya bir ırmaktır ve ırmaklar da ayağa kalkamaz.
Ancak Şair burada, Sakarya ile özdeşleştirdiği Anadolu gençliğine
seslenmektedir. Bunu, onun dünya görüşünden, gündeminden ve eserindeki söz
akışından anlayabiliyoruz.
Acaba değnek kıssasında; bir toplumu esarette tutma görevi
bulunan büyücülerin, bıraktıklarında hareketli görünen ipleri ve değnekleri
nelerdir? Yine, onlara ilahi yasaları tebliğ etmek için gönderilen elçinin
bırakınca hareketlenen değneğinden anlaşılması gereken nedir?
Değnek kıssasında, büyücülerin “ipler”i diye tercüme edilen
“hibâl” sözcüğü, sebep ve vasıta gibi uzanan şeyleri anlamlandırır. İp de sebep
ve vasıta gibi; özgür kimseye uzanarak onu bağlayan, çaresiz kalan kimseye
uzanarak onu kurtaran şeydir.
Kayıtları şifreli olan Tevrat`ta şöyle denir: “Üzerine iki
tür iple dokunmuş elbise giyme!” . Sözün, ilahi yasaların uygulanmasının
istendiği bağlamda söylenmiş olmasına bakılırsa, iki tür ip, kaynakları farklı
olan yasalardır. Kur’an’da, gökten insanlara indirilen kurtarıcı yasaya ip
(habl) demiştir:
“Tutunun Allah’ın ipine topunuz bir.”
İp, avcıların elinde tuzak olur. Nitekim ipe düşmüş aslan
kaçamaz. Bazı toplumların kendi başlarına bağımsız hareket edemeyişleri,
onlarla diğer toplumlar arasında uzanmış bağlar (ahitler) dir. Bu nedenle mecaz
olarak, iki kabile arasındaki ahit, eman ve misaka ip (habl) denmiştir.
Kur’an’da da toplumsal sözleşme ve ahit için “hablün mine`n-Nâs” tabir
edilmiştir.
Üzerinde durulması gereken bundan daha önemli bir husus ise,
kıssada geçen “değnek” ve “değnek bırakmak” anlamındaki sözcük ve deyimlerin
sakladığı tarihî ve lisanî çağrışımlardır.
Değnek anlamındaki “asâ”, güdülenleri bir araya getirme,
onları yönlendirme aracıdır. Nitekim kadim sözlüklerde, arkadaşlığı iyi ve
siyaseti güzel olan kimse; “değneği yumuşak” diye nitelenmiştir.
“Değneğini
ehlinden kaldırma!” demek de, ehlini terbiye etmeyi ve bir araya getirmeyi
ihmal etme demektir. Bu nedenle yönetilenlere bile mecaz olarak değnek (asâ)
denmiştir.
Bırakmak anlamı verilen “l-k-y” kökünün de ilk anlamı
ulaştırmaktır. Söz iletmeye “ilkâu kelime” denir. Türkçedeki telakkî ve mülâkât
kelimeleri de bu köktendir. Kur’an üslubunda ise daha çok vahyi ulaştırmayı
anlamlandırır.
Kıssanın anlamını tayin açısından, “Değnek bırakmak” deyimi
daha da manidardır. Bir yolcu yürümeye başladığında, değneğini omzuna kaldırdı,
varacağı yere ulaşıp oraya yerleşince de değneğini bıraktı denir.
Bu durumda değnek, temsili bir üslupta, ipsiz sapsız bir
toplumu yönetecek olan yasa, “değnek bırakmak” ise, görev yerine varıp yasayı
onlara ulaştırmak demek olur. Toplum mesajla bütünleştiğinde ise, artık o
değneğin kendisi olacaktır. Nitekim bu değneğin kıssada anlatılan fonksiyonları
da varılan sonucu doğrulamaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder