MUCİZE 4 – DEĞNEĞİN FONKSİYONLARI \ AHMET BAYDAR
Değnek kıssasındaki anlatımın temsili olduğunu
söyleyebiliriz. Ancak temsili olan kıssa değil, anlatımdır. Kur’an-ı Kerim, Hz.
Musa’nın peygamberlikte bulunduğu dönemin bir kısmını, farklı bakışlara anlam
verebilen ve birbirini tamamlayan bir değnek temsiliyle ve çok güçlü bir dille
anlatmıştır. Kıssada değneğin fonksiyonlarını dile getiren üslup da vardığımız
bu sonucu desteklemektedir:
– Şu sağındaki ne!
– Değneğim! Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak
çırparım, benim onda başka ihtiyaçlarım da var.
Bu anlatımın temsili olduğuna işaret eden en büyük gösterge;
“Şu sağındaki ne!” seslenişinin, Allah’a isnat edilmiş olmasıdır. Her şeyi
bilen ve kullarına şah damarından daha yakın olan Allah, Musa`nın sağındakini
de bildiği hâlde, yine de ne olduğunu sormaktadır.
Dikkat edilmesi gereken ikinci husus ise sorudaki “şu”
sözcüğüdür. Metindeki karşılığı olan “tilke” kelimesi dişildir. Bu isim, Kur’an
üslubunda ondan fazla yerde ilahi mesajın bölümlerine işaret eder. Yani soran
özne, sorulan nesnenin “ne” liğini sorunun içinde zaten tayin etmiştir. Demek
ki bu salt bir soru değildir. Amaç başka bir şeye dikkat çekmektir. Amaç,
önündeki kalemi göremediği için aranıp duran birisine, “Önündeki ne!” demek
gibi bir hatırlatmadır.
Bu durum, anlatımın temsili oluşundan da öte, sorunun, o
şeyin “niçin” liğini muhataba hatırlatıp ikrar ettirdiğine de işaret eder.
Zaten bu nedenle Musa (a.s.) tek kelimelik bir cevapla yetinmemiş ve değneğin
fonksiyonlarını sıralamıştır. Yoksa klasik dönem yorumcularının dediği gibi,
ilahi huzurda daha fazla bulunmak için sözü uzatmış değildir.
Değnek kıssasındaki anlatımın temsili olduğuna işaret eden
öğelerden bir diğeri ise, sorunun, “Elindeki ne!” yerine “Sağındaki ne!”
şeklinde sorulmuş olmasıdır.
Gerçi değnek sağda tutulur. Bu nedenle sağ el yerine, sadece
sağ da denebilir. Ancak bu anlamı karşılayan “yemîn” sözcüğünün Kur’an
üslubunda hemen geçilemeyecek derin çağrışımları bulunmaktadır.
İnsan, sağdan ve soldan iki “telakki”ye açıktır. Müminler
“sağ”, inkârcılar “sol” ashabıdır. Çünkü sol şerrin, sağ ise hayrın kapısıdır.
Sağ, kuvvetin ve hakkın geliş yönü, ayrıca kitap yazma cihetidir. Hz. Musa`ya
gelen vahyin cihetini simgeleyen ağaç da mukaddes vadinin sağ kıyısındadır.
Kur’an, peygamberlerden birisi, Allah`a iftira edecek olsaydı “sağından”
yakalanırdı der.
Bütün bu anlamlar ise, Hz. Musa’nın sağındaki iman, hayır,
hak, kitap ve vahye ait şeyleri çağrıştırmaktadır.
Artık üzerinde düşünülmesi gereken şey, bütün bunların
koyunlarla ilişkisinin ne olabileceğidir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder