MUCİZE 7 – ELİNİ KOYNUNA SOK \ AHMET BAYDAR
Hz. Musa’ya verilmiş olan değnek bir ayettir. Bir de elini
koynuna sokması ona büyük bir ayet olarak verilmiştir:
“Bir de elini koynuna sok, bembeyaz çıksın.”
Kıssanın farklı surelerdeki anlatımlarına bakılırsa, Hz.
Musa’nın elini koynuna sokmasının, yılanın eylemleriyle bir alakası olmadığı
görülür. Zaten bunun sebebinin, elin çıkarıldığında beyaz görünmesi için
olduğu, yukarıdaki ayette sarahaten belirtilmektedir.
Kıssa yorumcuları, öncekilerde olduğu gibi, bu olayda da hep
“nasıl” sorularına cevap aramışlar; Hz. Musa’nın teninin esmerken elinin
beyazlaştığını söylemişler ve bu işin defalarca tekrar edildiğini de
eklemişlerdir. Oysa cevap bekleyen “niçin” merkezli başka sorular vardır:
Değnek zaten ejderha olmuş, sihirbazların bütün
uydurmalarını yutmuşken acaba elin beyazlaşması hangi amaca matuftur? Firavun
taraftarlarının hangi talepleri bu ikinci “ayet”e zemin oluşturmuştur? Olayın
“niçin”liğini kavramamıza yardımcı olacak bir soru da şudur. Elin koyuna
sokuluşu ve orada bekletiş süresi ne kadardır? Elin çıkarılışı, değneğin üç
inkılâbının neresinde ve kaç kez gerçekleşmiştir?
Anlam katılmamış, hikmet yüklenmemiş, sarmal anlamlar
üretmeyen çıplak bir anlatımla yersiz tekrarlara Kur’an’ın tenezzül
etmeyeceğini fark eden okuyucu; beş altı kez tekrarlanan bir kıssa üzerine
serdedilen bu soruların yerinde olduğunu elbette fark edecektir.
Bu son bölümde; kitabın üslubundan uzaklaşmadan, dilin
kurallarını zorlamadan, sözcüklerin deyimleşen anlamlarından ayrılmadan ve daha
önemlisi kıssanın bütünlüğünü bozmadan, bu soruların cevaplarına işaret etmek
istiyoruz.
Tebliğ sırasında Hz. Musa’ya elini koynuna sokması (dhl),
bürokratlarla ilgili sahnede elini koyuna sokmaya devam etmesi (slk), ayrıca
korkudan (rahbet) yanını kendine eklemesi, Firavundan randevu alma sahnesinde
ise elini yana eklemesi emredilir.
El, güç ve kuvvettir. Halk katında eli olan, kıymet ve mevki
olandır. Birisinin elini koynuna sokması da; kuvvet, kıymet ve mevkiini
saklaması olur. “Yanın eklenmesi” de insanlara rıfkla muamele etmek, onlara iyi
davranmak anlamına gelir.
Daha işin başında Hz. Musa’nın, Firavun’a karşı tebliğini
yumuşak söz (kavlen leyyinen) ile iletmesi tembih edildiği hatırlanırsa, elin
koyuna sokulmasının da özgürleştirmede sona ulaşılması için, kazanımların
gizlenmesi manasına geldiği anlaşılır.
Ellerini üst üste koyanlar ittifak etmiş olurlar. “Ellerim
senin” diyen kimse, bu sözüyle kendisini teslim etmiş olur. Sonra elini çekerse
onun mülkü olmaktan ve ona itaatten çıkar.
Kıssanın sonu, tebliğin son sahnesini resmeder. Kur’an
burada Hz. Musa’nın elini çıkarışını anlatırken, bu işi talim için kullanılan
“ahrece” fiilini değil, “neze`a” fiilini seçer. Bu kelime, kılıç gibi çekişi,
sıyrılışı anlamlandırır. Eli rehin olan kimsenin elini çekmesi, itaatten
çıkarması demektir. Hz. Musa bu hareketiyle, kölelik ahdini bozmuştur. Bundan
sonra onun eli, kendisine bakanlar için beyazdır.
Beyazlık ise Kur’an üslubunda, aklık, aydınlık ve temizlik simgesidir;
inananların yüzleri ahirette beyaz olacaktır. Kelime, hakikatte siyahın,
mecazda ise karanlığın karşıtıdır. Küfür karanlık, hidayet ise aydınlıktır.
Beyaz el, büyük nimet, beyaz huccet ise açık ve kuvvetli delildir. Karanlık
zulmeti nitelediği gibi onun aksi olan aydınlık (Beyza) da rehberliği ve
sünneti nitelemektedir. Çünkü insanlar dalâlet ve bidat karanlığında yol
bulamazlar, fakat hidayet ve sünnet onlara aydınlık yolu gösterir. Bu nedenle
hadiste şöyle denmiştir:
“Gecesi bile gündüz gibi olan aydınlık hanifliği
(el-hanifiyyetül beyda) getirdim size.”
Bütün bunların temsildeki karşılığı ise şudur: Hz. Musa,
tebliği süresince yumuşak bir üslup kullanmıştır. İnananların ruhunda meydana
gelen inkılâplar sırasında, Firavun’a karşı bir isyana öncülük etmemiştir.
Toplum bir ejderha gibi olduğunda ise, elini onun ahdinden çekmiş ve isyanı
başlatmıştır. Artık rehber, fıtri özgürlüğü simgeleyen Hz. Musa’nın beyaz
elidir. Emir ve komuta ona geçmiştir.
Nitekim bundan sonra dini geleneğin “çıkış” dediği hicret
başlayacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder